Özet

2025 yılına ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannamesinin verilmesine çok az bir zaman kaldı. İlgili yıla ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannamesinde özellikli bir hususun altını çizmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu husus şirketlerin finansmana erişimi noktasında, ilgili yılın çok zor bir yıl olduğu dikkate alınırsa ekstra dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bu konu, finansman gider kısıtlamasında grup şirketler arasındaki “köprü kredi” uygulamasıdır. Malum olunduğu üzere 2025 yılında Merkez Bankası dezenflasyon hedefleri doğrultusunda kredi büyümesine yönelik olarak makroihtiyati sıkılaştırmayı sürdürerek özellikle ticari kredilerde firmalara çeşitli sınırlamalar getirmiştir. Bu durum karşısında firmaların banka kredilerine erişimi zorlaşırken özellikle grup şirketler arasında “köprü kredi”si diye tabir edilen uygulamaların da artarak kullanıldığı görülmektedir.
Kurumlar vergisinde finansman gider kısıtlaması (FGK), Kurumlar Vergisi Kanunu No. 5520’nun 11/1-(i) bendi uyarınca, özkaynağı aşan yabancı kaynaklara isabet eden finansman giderlerinin belirli kısmının kanunen kabul edilmeyen gider sayılması esasına dayanmaktadır.
Köprü kredi tanımı ise; grup şirketler arasında şirketlerden birinin finans kurumlarından temin ettiği krediyi, diğer grup şirketine kendi üzerinde hiçbir finansman yükü ve vergi avantajı bırakmadan, ilgili şirkete aktardığı hususudur.
Köprü krediler bu kapsamda iki kritik unsur doğurur. Bunlar:
(i) Krediyi temin eden şirketin kendi FGK oranının hesaplanmasında, aktarılan köprü kredinin bakiyesinin kendi FGK oranı hesaplamasında dikkate alınıp alınmayacağı hususu.
(ii) Bir diğer önemli husus da finansman şirketinden kullanılan kredinin finansman giderinin ise, finansman yükü taşımadan aktarım hâlinde, krediyi fiilen kullanan şirkette FGK hesabına dâhil edilmesi; finansmanı aktaran şirkette ise dikkate alınmaması gerekliliğidir.
Mevzuat Çerçevesi
FGK’nın normatif dayanağı Kurumlar Vergisi Kanunu No. 5520’nun 11/1-(i) bendidir. Düzenlemeye göre; kredi kuruluşları ve bazı finansal sektörler dışında kalan mükelleflerde, yabancı kaynakların özkaynakları aşması halinde, aşan kısma isabet eden finansman giderlerinin Cumhurbaşkanınca belirlenen oran kadarlık kısmı (yatırım maliyetine eklenenler hariç) indirilemez.
İdari çerçeve ise Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)’in “11.13 Finansman gider kısıtlaması” bölümünde düzenlenmiştir. Tebliğe göre:
- Yabancı kaynaklar, bilançodaki kısa ve uzun vadeli yabancı kaynakların toplamıdır.
- Finansman giderleri, yabancı kaynağın kullanımına bağlı olarak doğan faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı ve kur farkı gibi giderleri kapsar.
- Kısıtlamanın uygulanıp uygulanmayacağı, her geçici vergi dönemi sonunda ve yıl sonunda “FGK öncesi VUK bilançosu” üzerinden özkaynak–yabancı kaynak karşılaştırması yapılarak belirlenir.
Hesaplamada önce aşan kısım (yabancı kaynak – özkaynak) tespit edilir; ardından bu tutara isabet eden finansman gideri, toplam finansman gideri × (aşan kısım / toplam yabancı kaynak) formülüyle belirlenir ve bunun %10’u KKEG olarak dikkate alınır.
Tebliğ ayrıca finansman gideri ile finansman geliri arasında netleştirme yapılamayacağını açıkça belirtir. Buna göre faiz gelirleri gibi unsurlar FGK hesabında gider tutarını azaltmaz; yalnızca kur farklarında aynı borca ilişkin sınırlı mahsuplaşma mümkündür.
Köprü Kredi Kavramı ve Tebliğdeki “Tahsis” Kuralı
“Köprü kredi”, kredibilitesi yüksek bir grup şirketinin bankadan aldığı krediyi aynı şartlarla grup içindeki ihtiyaç sahibi şirkete aktarmasıdır. Bu işlem özel hukuk ve muhasebe açısından grup içi borç ilişkisi doğurur. Ancak Finansman Gider Kısıtlaması (FGK) bakımından temel soru, banka kredisinden doğan finansman giderinin hangi tüzel kişilikte dikkate alınacağıdır.
Tebliğe göre, bankadan temin edilen kredi finansman yükü bırakılmadan grup şirketine aktarılıyorsa, bu krediye ilişkin finansman gideri krediyi fiilen kullanan şirkette FGK kapsamında değerlendirilir. Bu düzenleme, FGK açısından giderin doğduğu yer ile kredinin bilançoda göründüğü yerin her zaman aynı olmayabileceğini ve “finansman yükü kalmaksızın” şartının köprü krediyi diğer grup içi borçlanmalardan ayıran temel unsur olduğunu göstermektedir.
Köprü Kredilerde İki Kritik Unsurun Sistematik Analizi
- Birinci unsur: Krediyi temin eden şirketin rasyosuna anapara etkisi
Tebliğe göre “yabancı kaynaklar”, bilançodaki kısa ve uzun vadeli yabancı kaynakların toplamına dayanır. Bu nedenle banka kredisi grup şirketine aktarılmış olsa bile, bankaya olan borç krediyi temin eden şirketin bilançosunda yabancı kaynak olarak yer almaya devam eder. Dolayısıyla köprü kredi anaparası, yabancı kaynakların özkaynağı aşıp aşmadığını belirleyen eşiği ve aşan kısım/oran hesaplamasını direkt etkiler ve hesaplamada dikkate alınması gerekir. Bu hususun gözden kaçmaması gerekmektedir.
- İkinci unsur: Finansman giderinin fiilen kullanan şirkete tahsisi
Tebliğ uyarınca, finansman yükü bırakılmadan aktarılan banka kredisinin finansman gideri, krediyi devralan ve fiilen kullanan şirketin FGK hesabına dahil edilir.
Uygulamada önemli bir nokta, finansman giderinin vergisel olarak hangi şirkete tahsis edileceği ile muhasebe kayıtlarının hangi şirkette oluştuğunun her zaman örtüşmemesidir. Tebliğ, vergisel sonuç bakımından giderin fiilen kullanan şirkete ait olduğunu kabul eder.
Grup şirketler arasında kredibilitesi yüksek olan şirketin finans kurumlarından temin etmiş olduğu kredileri bire bir, ilişkili olduğu şirketlere aktarması hususuna uygulamada köprü kredisi denilmektedir. İlgili husus 18 seri numaralı Kurumlar Vergisi Uygulama Tebliği ile 1 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğine eklenmiştir. İlgili tebliğ maddesinde grup şirketler arasında herhangi bir finansman yükü kalmaksızın grup şirketlerine aktarılan kredilerin finansman giderinin krediyi devralan ve fiilen kullanan şirket bünyesinde gider kısıtlamasına tabii tutulması gerektiği ifade edilmiştir.
Bunun sebebi kredibilitesi yüksek olan şirketin finans kurumlarından temin ettiği ilgili krediye ilişkin faizi kendi muhasebe kayıtlarında gider yazar iken, grup şirkete aktardığı ilgili krediyi gelir yazarak karşılıklı mahsuplama yöntemiyle sıfırlaması ve finansman yükünü krediyi gerçek anlamda kullanan grup şirket üzerinde bırakmasından kaynaklanmaktadır.
İşte bu noktada en çok atlanılan husus kredibilitesi yüksek olan şirketlerin yılsonunda kendi Kurumlar Vergisi Beyannamesine ilişkin hesaplamaları yapar iken, grup şirkete aktarmış olduğu köprü krediyi kendi finansman gider kısıtlaması oranının tespitinde dikkate alıp almayacağı ve bankaya ödenen krediye ilişkin faizi finansman gider kısıtlaması tutarının hesabında hesaplamaya dahil edip etmeyeceği hususudur.
18 seri numaralı K.V.K. Tebliğinin düzenlemesinde krediyi temin eden işletmelerin ilgili kredi ve faizini işletmenin üzerinde bırakmadan bire bir grup şirkete aktarılacağı belirtilmekle birlikte grup şirkete aktarılan ilgili banka kredisi muhasebe tekniği açısından kısa veya uzun vadeli yabancı kaynaklar içerisinde gösterileceği için kredibilitesi yüksek olan şirketin finansman gider kısıtlaması oranının hesaplanmasında ilgili banka kredisinin dikkate alınması gerektiği hususu önem arz etmektedir.
Bunun yanında aktarılan krediye ilişkin ödenen faiz gideri ise, kredibilitesi yüksek olan şirketin finansman gideri değil, krediyi fiilen kullan şirketin finansman gideridir. Bu husus özellikle grup şirketler arasında yılsonunda FGK hesaplamasında kimi zaman gözden kaçabileceği için ve 2025 yılında yaşanan ekonomik koşullar sebebiyle grup şirketler arası bu tip işlemlerin fazla olmasına bağlı olarak gözünüzden kaçmaması gereken önemli bir noktadır.

Vergi Hizmetleri Ortağı


