
Sürdürülebilirlik tartışmaları uzun süre karbon emisyonları, iklim riski ve çevresel ayak izi gibi “E” (Çevresel) başlıkları etrafında şekillendi. Oysa ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) çerçevesinin “S” (Sosyal) ayağı, son iki yılda yatırımcılar, düzenleyiciler ve kredi kuruluşları nezdinde hızla görünür hale geldi. Bu sosyal ayağın en somut, en ölçülebilir ve hukuken en sağlam temele oturan bileşeni ise iş sağlığı ve güvenliğidir (İSG).
İSG bugün artık yalnızca 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında yerine getirilen bir idari yükümlülük değildir; işletmenin sürdürülebilirlik performansını, finansmana erişimini ve tedarik zincirindeki konumunu doğrudan etkileyen stratejik bir göstergedir. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2022 yılında “güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı”nı çalışma yaşamına ilişkin temel ilke ve haklar arasına dâhil etmesi, bu dönüşümün simgesel başlangıcı oldu. Artık bir çalışanın işten sağ ve sağlıklı dönmesi, evrensel bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir.
Bu makale; İSG ile sürdürülebilirlik arasındaki kesişimi, güncel uluslararası raporlama mimarisi (GRI 403, ISO 45001, ISSB/IFRS S1-S2), Türkiye’deki düzenleyici çerçeve (TSRS ve 6331 sayılı Kanun) ve Avrupa Birliği’nin 2026 yılında yürürlüğe giren Omnibus sadeleştirme süreci ışığında ele almakta; Türk işletmeleri için somut bir yol haritası sunmaktadır.
1. İSG ile Sürdürülebilirlik İlişkisinin Kavramsal Çerçevesi
Sürdürülebilir kalkınmanın temel referans belgesi olan Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA) 8 numaralı amacı “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme”yi hedefler. Bu amacın 8.8 numaralı alt hedefi, doğrudan çalışma haklarının korunmasını ve tüm çalışanlar için güvenli çalışma ortamlarının teşvik edilmesini öngörür. İSG böylece sürdürülebilirlik gündeminin tesadüfen değil, tanımı gereği merkezindedir.
ILO’nun Haziran 2022’deki 110. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda aldığı karar, bu zeminin hukuki ağırlığını artırdı: İSG’ye ilişkin 155 sayılı (1981) ve 187 sayılı (2006) sözleşmeler, çalışma yaşamına ilişkin “temel” sözleşmeler statüsüne yükseltildi. Bu, üye devletlerin söz konusu sözleşmeleri onaylamamış olsalar dahi ilgili ilkelere saygı gösterme yükümlülüğü altında olduğu anlamına gelir.
ESG çerçevesinde İSG’nin neden “S”nin kilit bileşeni olduğunu anlamak için üç boyuta bakmak gerekir:
- Ölçülebilirlik: Birçok sosyal göstergenin aksine kaza sıklık oranı, kayıp gün sayısı ve ölümlü kaza oranı gibi İSG metrikleri niceldir, denetlenebilirdir ve şirketler arasında karşılaştırılabilirdir.
- Önemlilik (materiality): İş kazaları; üretim kayıpları, tazminat yükümlülükleri, idari para cezaları, sigorta primi artışları ve itibar zararı yoluyla doğrudan finansal sonuç doğurur. Bu nedenle hem “etki önemliliği” hem de “finansal önemlilik” testlerini geçer.
- Evrensel kabul: ILO, OECD ve WHO belgelerinde güvenli çalışma ortamının bir insan hakkı olarak tanınması, İSG’yi tartışmasız bir sosyal performans alanı hâline getirir.
2. Uluslararası Raporlama Mimarisi: Tek Bir İSG, Çok Sayıda Çerçeve
İSG’nin sürdürülebilirlik raporlamasındaki yeri, birbirini tamamlayan dört temel çerçeve üzerinden okunabilir. GRI 403 işletmenin çevreye/topluma etkisini, ISSB/TSRS ise bu konunun işletmenin finansal değerine etkisini esas alırken; ISO 45001 yönetim sisteminin omurgasını, ESRS ise AB’nin “çifte önemlilik” yaklaşımını temsil eder. Aşağıdaki tablo bu çerçeveleri karşılaştırmaktadır.
Tablo 1. İSG’nin Uluslararası Sürdürülebilirlik Raporlama Çerçevelerindeki Yeri
| Çerçeve | Niteliği | İSG’ye Yaklaşımı | Önemlilik Yaklaşımı |
| GRI 403 (2018) | Konu bazlı raporlama standardı (GRI 400 Sosyal serisi) | 403-1’den 403-10’a 10 alt gösterge: kaza/meslek hastalığı verileri, çalışan katılımı, eğitim | Etki önemliliği |
| ISO 45001:2018 | Sertifikalandırılabilir yönetim sistemi standardı | PUKÖ döngüsüne dayalı İSG yönetim sistemi; “yönetim yaklaşımı”nın kanıtı | Yönetim sistemi odaklı |
| ISSB / IFRS S1-S2 (≈ TSRS 1-2) | Yatırımcı odaklı açıklama standardı | İnsan sermayesine ilişkin risk ve fırsat olarak ele alınır | Finansal önemlilik |
| ESRS S1 (AB / CSRD) | Zorunlu AB raporlama standardı (kendi iş gücü) | İş gücü güvenliği, sağlığı ve çalışma koşulları | Çifte önemlilik |
Not: TSRS 1 ve TSRS 2, ISSB tarafından yayımlanan IFRS S1 ve S2 ile tam uyumlu olarak hazırlanmıştır.
3. Türkiye’de Hukuki ve Düzenleyici Çerçeve
Türkiye’de İSG’nin iki ayaklı bir düzenleyici mimarisi vardır. Birinci ayak, işletmenin doğrudan operasyonel yükümlülüklerini belirleyen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’dur. İkinci ayak ise İSG performansının dışarıya nasıl raporlanacağını belirleyen Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’dır (TSRS).
6331 sayılı Kanun kapsamında işveren; risk değerlendirmesi yapmak, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmek, çalışanlara İSG eğitimi vermek ve iş kazalarını SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. Önemli bir gelişme olarak 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren elliden az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerleri için de iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi hizmeti alma zorunluluğu yürürlüğe girmiştir. Böylece İSG profesyonel hizmet yükümlülüğü neredeyse tüm işyerlerini kapsar hâle gelmiştir.
Raporlama ayağında ise TSRS belirleyicidir. ISSB’nin küresel S1 ve S2 standartlarıyla tam uyumlu hazırlanan TSRS 1 (Sürdürülebilirlikle İlgili Finansal Bilgilerin Açıklanmasına İlişkin Genel Hükümler) ve TSRS 2 (İklimle İlgili Açıklamalar), 29 Aralık 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kapsama giren işletmeler için zorunlu raporlama 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren başlamış; ilk iki raporlama döneminde Kapsam 3 emisyon verilerine muafiyet tanınarak sağlıklı bir geçiş öngörülmüştür.
TSRS kapsamı, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından belirlenen eşik değerlere göre tayin edilir. Bu eşik değerler, 16 Ocak 2026 tarihli ve 33139 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan KGK kararı ile güncellenmiştir.
Tablo 2. TSRS Zorunlu Raporlama Eşik Değerleri (16 Ocak 2026 Tarihli KGK Kararı)
| Ölçüt | Eşik Değer |
| Aktif toplamı | 1 milyar TL |
| Yıllık net satış hasılatı | 2 milyar TL |
| Çalışan sayısı | 500 kişi |
Bir işletmenin kapsama girmesi için bu üç ölçütten en az ikisinin eşik değerini art arda iki raporlama döneminde aşması gerekir. Değerlendirme, işletmenin bağlı ortaklık ve iştirakleriyle birlikte (konsolide bazda) yapılır. Eşik değerler, 1 Ocak 2025 ve sonrasında başlayan hesap dönemleri için esas alınır.
4. Avrupa Birliği’nin Omnibus Süreci ve Türk İşletmelerine Etkisi
Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan AB’deki sürdürülebilirlik düzenlemeleri, ihracatçı ve AB tedarik zincirinde yer alan Türk işletmelerini dolaylı yoldan da olsa doğrudan etkilemektedir. 2024-2026 döneminde bu alanda köklü bir sadeleştirme yaşanmıştır. Avrupa Komisyonu, artan idari yükü azaltmak amacıyla 26 Şubat 2025’te “Omnibus” sadeleştirme paketini sundu ve süreç iki aşamada ilerledi:
- “Stop-the-Clock” Direktifi (2025/794): 16 Nisan 2025’te yayımlanıp 17 Nisan 2025’te yürürlüğe giren bu direktif, henüz raporlamaya başlamamış büyük şirketler ve borsaya kote KOBİ’ler için CSRD yükümlülüklerini iki yıl; Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi’nin (CSDDD) iç hukuka aktarımını ise bir yıl erteledi.
- Omnibus I Direktifi ((AB) 2026/470): Esasa ilişkin değişiklikleri içeren bu direktif, 26 Şubat 2026’da AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmış ve 18 Mart 2026’da yürürlüğe girmiştir. Kapsamı ilk teklife göre çok daha fazla daraltmıştır.
Tablo 3. AB Omnibus I — CSRD ve CSDDD Kapsamındaki Temel Değişiklikler
| Konu | Önceki Durum | Omnibus I Sonrası (2026) |
| CSRD kapsam eşiği | 250+ çalışan ve belirli ciro/aktif eşikleri | 1.000+ çalışan ve > 450 milyon € net ciro |
| CSDDD kapsam eşiği | 1.000+ çalışan / > 450 milyon € ciro (2024 metni) | 5.000+ çalışan ve > 1,5 milyar € net ciro |
| CSDDD uygulama başlangıcı | Daha erken takvim | Temmuz 2029’a ertelendi |
| İç hukuka aktarım (CSRD) | — | 19 Mart 2027 |
| ESRS standartları | İlk set (kapsamlı veri noktaları) | Sadeleştiriliyor; revize set 2027 mali yılından itibaren |
Kaynak: Directive (EU) 2025/794 ve Directive (EU) 2026/470, AB Resmî Gazetesi.
Bu daralma ilk bakışta Türk işletmeleri açısından bir rahatlama gibi görünse de, tablo daha karmaşıktır. Kapsamdaki büyük AB şirketleri, tedarik zincirlerindeki Türk tedarikçilerden hâlâ İSG ve sürdürülebilirlik verisi talep etmektedir. Omnibus I, değer zinciri boyunca bilgi talebini sınırlandıran ve küçük tedarikçileri koruyan “kademeli yayılmayı önleme” (anti-trickle-down) hükümleri getirmiş olsa da; pratikte AB’li alıcılarla çalışan Türk üreticilerinin GRI 403 uyumlu kaza verilerini ve ISO 45001 sertifikasını hazır bulundurması, ticari ilişkinin sürdürülebilirliği açısından kritik önemini korumaktadır.
5. Sayılarla Türkiye’de İSG Tablosu: Önemlilik Argümanı
İSG’nin neden bir “önemli (material) konu” olduğunu en iyi anlatan şey sahadaki tablodur. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) yayımladığı 2024 yılı iş kazası ve meslek hastalığı istatistikleri, sorunun büyüklüğünü ortaya koymaktadır.
Tablo 4. SGK 2024 Yılı İş Kazası ve Meslek Hastalığı İstatistikleri (Seçilmiş Veriler)
| Gösterge | 2024 Değeri | Açıklama / Eğilim |
| Toplam iş kazası sayısı | 733.646 | Bir önceki yıla göre yaklaşık %8 artış |
| Meslek hastalığı vaka sayısı | 888 | Resmî bildirim; gerçek sayının daha yüksek olduğu değerlendirilir |
| İş kazası/meslek hastalığı kaynaklı ölüm | ~1.900 | SGK resmî verisi |
| İnşaat sektörü kazalı sayısı | 86.736 | Toplam kazaların %11,8’i |
| İnşaat sektörü ölümlü kaza | 552 | Tüm ölümlerin ~%29’u — en riskli sektör |
| Çocuk işçi kazalarında değişim | +%20 | Demografik risk artışı |
| 60 yaş üstü çalışan kazalarında değişim | +%30 | Demografik risk artışı |
Kaynak: SGK 2024 Yılı İş Kazası ve Meslek Hastalığı İstatistikleri.
Bu tablo, her bir iş kazasının yalnızca insani bir trajedi değil, aynı zamanda finansal ve itibari bir risk olduğunu göstermektedir. Bir ölümlü iş kazası; tazminat davaları, idari para cezaları, SGK rücu alacakları, üretim duruşu ve marka değeri kaybı kalemleri üzerinden işletmeye milyonlarca liralık yük getirebilir. ESG raporlamasının finansal önemlilik mantığı tam da bu noktada devreye girer: İSG performansı doğrudan işletmenin nakit akışını ve sürdürülebilirliğini etkiler.
Sonuç
İş sağlığı ve güvenliği, sürdürülebilirlik çağında artık arka planda kalan bir uyum yükümlülüğü değil; ESG’nin sosyal ayağının en görünür, en ölçülebilir ve hukuken en sağlam temelidir. ILO’nun güvenli çalışma ortamını temel bir insan hakkı olarak tanıması, Türkiye’de TSRS’nin zorunlu hâle gelmesi ve AB’nin Omnibus süreciyle sürdürülebilirlik raporlamasını yeniden şekillendirmesi; hepsi aynı yöne işaret etmektedir: Çalışanını koruyamayan bir işletme, kendini sürdüremez.
İşverenler için doğru strateji, İSG verilerini yalnızca SGK bildirimleri için değil; yatırımcılar, kredi kuruluşları ve tedarik zinciri ortakları için anlamlı, karşılaştırılabilir ve denetlenebilir göstergelere dönüştürmektir. Bu dönüşümü erken tamamlayan işletmeler, hem finansmana erişimde hem de küresel tedarik zincirindeki konumlarında belirgin bir rekabet avantajı elde edecektir.
Kaynakça
[1] Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK), “TSRS Uygulama Kapsamının Belirlenmesinde Esas Alınan Ölçütlere İlişkin Eşik Değerlerin Yeniden Belirlenmesine İlişkin Kurul Kararı”, 16 Ocak 2026 tarihli ve 33139 sayılı Resmî Gazete.
[2] KGK, “Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS 1 ve TSRS 2)” ve Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı, 29 Aralık 2023 tarihli ve 32414 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete.
[3] 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 30 Haziran 2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmî Gazete.
[4] Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 2024 Yılı İş Kazası ve Meslek Hastalığı İstatistikleri, 2025.
[5] Avrupa Birliği, Directive (EU) 2025/794 (“Stop-the-Clock”), AB Resmî Gazetesi, 16 Nisan 2025.
[6] Avrupa Birliği, Directive (EU) 2026/470 (Omnibus I — CSRD ve CSDDD’de Değişiklik), AB Resmî Gazetesi, 26 Şubat 2026.
[7] Global Reporting Initiative (GRI), GRI 403: Occupational Health and Safety 2018.
[8] International Organization for Standardization (ISO), ISO 45001:2018 — Occupational Health and Safety Management Systems.
[9] International Labour Organization (ILO), 110. Uluslararası Çalışma Konferansı Kararı — Güvenli ve Sağlıklı Çalışma Ortamının Temel İlke ve Haklar Çerçevesine Dâhil Edilmesi (C155 ve C187), Haziran 2022.
[10] IFRS Foundation / International Sustainability Standards Board (ISSB), IFRS S1 ve IFRS S2, 2023.
[11] Birleşmiş Milletler, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları — Amaç 8: İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme (Hedef 8.8), 2015.
[12] EFRAG, Sadeleştirilmiş Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) Taslağı, 3 Aralık 2025.

İş ve Sosyal Güvenlik Bölümü, İş Güvenliği Uzmanı


