Kamuoyunda varlık barışı olarak bilinen bazı varlıkların ekonomiye kazandırılması uygulaması Türk mali sistemi açısından yeni bir uygulama değildir. Daha önce; 5811 sayılı Kanunla 2008 yılında, 6486 sayılı Kanunla 2013 yılında, 6736 sayılı Kanunla 2016 yılında, 7143 sayılı Kanunla 2018 yılında, 7186 sayılı Kanunla 2019 yılında, 7256 sayılı Kanunla da 2020 yılında ve 7417 sayılı Kanunla 2022 yılında varlık barışı düzenlemeleri getirilmişti.
Bu defa, 04.06.2026 tarih ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 10’uncu maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19’uncu madde ile yeni bir varlık barışı müessesi ihdas edilmiştir.
Varlık barışı en basit tanımıyla, gerçek ve tüzel kişilere, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışındaki varlıklarını kayda alma ve bu varlıklara serbestçe tasarruf edebilme imkanı tanıyan ve bu varlıklarla ilgili olarak çeşitli şekillerde vergi inceleme muafiyeti tanıyan bir müessesedir. Bu yazımızda, varlık barışı kapsamında bildirilen tutarların bilanço esasına göre defter tutan mükellefler tarafından kayda alınması ve bu suretle oluşan fon hesabına yönelik işlemler ele alınmıştır.
Bildirilen Varlıkların Kanuni Defter Kayıtlarına İntikal Ettirilmesi
7582 sayılı Kanunla getirilen son varlık barışı düzenlemesi uyarınca, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, varlık barışı kapsamında bildirime konu ettikleri ve yasal defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır.
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dâhil edilecek ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.
Varlık Barışında Vergileme
7582 sayılı Kanun kapsamında, bildirilen varlıkların değeri üzerinden banka ve aracı kurumlar tarafından %5 oranında vergi peşin olarak tahsil edilecektir. Ancak banka veya aracı kurumlara bildirilen varlıkların; vadeli hesaplarda, 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında belirli sürelerde tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı kademeli olarak düşürülecektir. Bu kapsamda, varlıkların ilgili hesaplarda en az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı %0, en az dört yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı %1, en az üç yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı %2, en az iki yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı %3 ve en az bir yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı %4 olarak uygulanacaktır.
7582 sayılı Kanun kapsamında varlık barışı uygulaması 31/7/2027’ye kadar devam edecek olup, 1/1/2027 tarihinden 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde yukarıda belirtilen oranlara yarım puan artırım yapılacaktır.
31/7/2027 tarihinin yetki ile uzatılması halinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışla toplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanacaktır.
Aktif ve Pasif Şartlarının Birbirinden Bağımsızlığı
Yazımızın önceki bölümlerinde, varlık barışı fonunun iki yıl süreyle işletmeden çekilemeyeceği belirtilmişti. Yine, indirimli vergi uygulaması bakımından bildirilen varlıkların 1 ila 5 yıl boyunca belirli hesaplarda tutulmasının zorunlu olduğu ifade edilmişti. Bu iki hususun birbirinden tamamen farklı olduğunu ifade etmek isteriz. Varlık barışı kapsamında bir bildirimde bulunulduğunda, varlık barışına konu para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları banka veya aracı kurumlara yatırılacak, bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ise yatırılan bu tutarlar karşılığında pasifte özel bir fon hesabı oluşturacaklardır.
İndirimli vergi oranı uygulaması açısından, banka veya aracı kuruma yatırılan tutarların belirli hesaplarda belirli süreyle tutulması gerekmektedir. Yani, bu durum bilançonun aktif tarafına ilişkindir. Banka veya aracı kuruma yatırılan tutarların karşılığı oluşturulan fonun işletmeden çekilmesi ise bilançonun pasif tarafına ilişkindir.
Fonun İşletmeden Çekilmesi
Varlık barışı kapsamında işletmeye dahil edilen varlıkların karşılığı olarak oluşturulan fonun işletmeden çekilmesinden, kurumlar vergisi mükellefleri açısından ortaklara dağıtımın, bilanço usulüne göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri açısından da işletme sahibine dağıtımının anlaşılması gerekmektedir. Fon, iki yıllık süreden sonra vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir. Yani, vergiye tabi kazanç (gelir vergisi mükellefleri açısından) ve dağıtılabilir kazanç (kurumlar vergisi mükellefleri açısından) yeterli olmasa bile fonun ortaklara dağıtılması mümkündür. Peki, varlık barışı fonunun ortaklara dağıtımında stopaj veya ortaklar açısından gelir vergisi yükümlülüğü mevcut mudur?
Fonun Ortaklara Dağıtımı Stopaja ve Ortaklar Açısından Gelir Vergisine Tabi Midir?
Bu sorunun cevabı için varlık barışı düzenlemelerindeki kanuni hükümlerin yakından ele alınması gerekmektedir. 7582 sayılı Kanun’da aşağıdaki ifadeye yer verilmiştir:
“Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir.”
7582 sayılı Kanun’da yer alan fonun, vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilmesi kuralı, daha önceki 6736, 7143, 7186, 7256 ve 7417 sayılı Kanunlarda da aynen yer almaktaydı. Peki, fonun dağıtılabilir kazanç hesaplamasına dâhil edilmeden ortaklara dağıtılabilmesi (işletmeden çekilebilmesi) bu dağıtımın kural olarak vergisiz olacağı anlamına mı gelmektedir?
Esasında varlık barışı kapsamında oluşturulan bu fon, şirketin ticari faaliyetleri sonucu elde ettiği bir “kâr” değil, kanunun özel izniyle bilançoya dâhil edilen bir özkaynak kalemidir. Ticari mahiyette bir kâr niteliği taşımayan bu özkaynak unsurunun ortaklara dağıtımının, kural olarak kâr dağıtımı stopajına tabi olmaması ve vergisiz gerçekleşmesi vergi tekniği açısından beklenmektedir. Nitekim Kanunlarda yer alan ifadeler, bilançoda yeterli kâr olmasa dahi bu tutarın bir özkaynak unsuru olarak dağıtıma konu edilebilmesinin yolunu açmıştır. Ancak Kanun lafzı, stopaj yapılıp yapılmayacağına dair doğrudan açık bir hüküm ihdas etmemiştir.
Bununla birlikte, varlık barışına ilişkin önceki uygulamalarda, yayımlanan tebliğlerde aşağıdaki düzenlemelere yer verilerek söz konusu fonun ortaklara dağıtımının vergilenmeyeceği çok net bir biçimde belirtilmiştir:
“Ayrıca söz konusu varlıklara ilişkin tutarların, kurumlar vergisi mükellefleri tarafından ortaklara dağıtılması halinde kar dağıtımına bağlı stopaj yapılmayacak, gerçek kişi ortaklar ile kurumlar vergisi mükellefi olan ortaklar tarafından elde edilen bu tutarlar da vergilendirilmeyecektir.”
Önceki tebliğlerde yer alan bu idari düzenlemeyle, fonun özkaynak niteliği zımnen teyit edilmiş ve kar dağıtımına bağlı stopajın yapılmayacağı, ortaklar açısından da bir vergileme doğmayacağı açıklanmıştı. Ne var ki, mükellef lehine olan bu açıklama, 7417 sayılı Kanunla getirilen varlık barışına ilişkin Tebliğ’de ve son olarak 7582 sayılı Kanunla getirilen varlık barışına ilişkin Tebliğ taslağında yer almamaktadır.
Yani, fonun bir özkaynak kalemi niteliği taşımasına rağmen, vergi idaresinin son iki düzenlemede sergilediği bu tebliğ suskunluğu; idarenin zımni bir uygulama değişikliğine gittiğini ve fonun ortaklara dağıtımı aşamasında stopaj yoluyla vergilemenin yolunu açmak niyetinde olduğunu göstermektedir.
Değerlendirme ve Sonuç
Türk vergi sisteminde bir gelenek halini alan varlık barışı uygulamaları, mükelleflere yalnızca geçmişe dönük bir vergi inceleme muafiyeti sunmakla kalmamış, aynı zamanda kayıt dışı kalmış kıymetlerin işletme bilançolarına dahil edilerek özkaynakların vergisiz bir biçimde güçlendirilmesine olanak tanımıştır. Nitekim 7582 sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak özel fonların da, iki yıllık yasal bekleme süresinin ardından, kurum kazancıyla ilişkilendirilmeksizin işletmeden çekilebilmesi kanunla güvence altına alınmıştır.
Makalemizde teknik boyutlarıyla irdelendiği üzere; varlık barışı kapsamında oluşturulan bu fon, ticari bir faaliyet neticesinde doğan bir “kâr” değil, yasa koyucunun özel izniyle bilançoya dâhil edilen bir özkaynak unsurudur. Niteliği gereği kâr olmayan bu kalemin ortaklara dağıtımının genel hükümler çerçevesinde bir kâr payı stopajına tabi tutulmaması, vergi tekniğinin doğal bir sonucudur. Önceki varlık barışı düzenlemelerine ilişkin tebliğlerde bu durum açıkça ifade edilerek mükelleflere hukuki belirlilik sağlanmıştır.
Ancak, 7417 sayılı Kanun’a ilişkin yayımlanan tebliğ ve son olarak 7582 sayılı Kanun’a ilişkin duyurulan tebliğ taslağında, fonun dağıtımında stopaj yapılmayacağına dair bu açık istisna hükmünün bilinçli olarak metinden çıkarılması, idarenin bu konuda görüş değiştirdiğini gözler önüne sermektedir. İdarenin tebliğ metinlerine yansıyan bu görüş değişikliği; söz konusu özkaynak dağıtımlarını genel hükümler dairesinde kâr dağıtımı olarak mütalaa etme ve stopaj yoluyla vergileme niyetinde olduğunun en somut işaretidir.
Sonuç itibarıyla, mükelleflerin 7582 sayılı Kanun kapsamında beyan ettikleri varlıklar karşılığında oluşturacakları fonları, iki yıllık yasal sürenin sonunda ortaklarına dağıtma kararı alırken son derece temkinli olmaları gerekmektedir. İdarenin değişen bu örtülü yaklaşımı, fonun vergisiz dağıtılabileceği yönündeki genel kanıyı riskli hale getirmiş olup; dağıtım kararı alacak işletmelerin doğabilecek olası tarhiyat risklerini ve vergi yargısına taşınabilecek hukuki süreçleri mutlak surette göz önünde bulundurmaları elzemdir.

Vergi Hizmetleri Ortağı


