ÖZET
Küreselleşen işgücü piyasası, milyonlarca Türk vatandaşının çalışma hayatının bir bölümünü yurt dışında geçirmesine yol açmış; bu durum, farklı ülkelerde geçen sigortalılık sürelerinin tek bir emeklilik hakkı altında değerlendirilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Türkiye’nin taraf olduğu ikili ve çok taraflı sosyal güvenlik sözleşmeleri ile 3201 sayılı Kanun kapsamındaki yurt dışı hizmet borçlanması, bu ihtiyacı karşılayan birbirini tamamlayıcı iki temel hukuki araçtır. Bu çalışmada yurt dışı emekliliğin anayasal ve yasal dayanakları, sözleşmelerin sağladığı haklar, sigortalılık sürelerinin birleştirilmesi, sözleşme (kısmi) aylığının hesaplanması ve yurt dışı borçlanmasının koşulları; güncel mevzuat ve Yargıtay kararları ışığında, sayısal örnekler ve karşılaştırma tablolarıyla bütüncül biçimde ele alınmaktadır
1. Giriş
Türkiye, 1960’lı yılların başından itibaren başta Federal Almanya olmak üzere çok sayıda Avrupa ülkesiyle imzaladığı işgücü anlaşmaları çerçevesinde yurt dışına önemli bir işgücü göndermiştir. Aradan geçen altmış yılı aşkın sürede yurt dışındaki Türk nüfusu birkaç kuşağa ulaşmış; bu kişilerin bir bölümü çalışma hayatlarını tümüyle yurt dışında geçirirken, önemli bir kesimi de hem yurt içinde hem de yurt dışında sigortalı olarak çalışmıştır. Ortaya çıkan tablo, farklı ülke mevzuatlarına göre kazanılmış sosyal güvenlik haklarının nasıl korunacağı ve birleştirileceği sorusunu gündeme getirmiştir.
Anayasa, devlete yabancı ülkelerde çalışan vatandaşların sosyal güvenliklerinin sağlanması için tedbir alma ödevi yüklemektedir[1]. Bu ödev, iki temel hukuki araçla hayata geçirilmektedir. Birincisi, akit ülkelerde geçen sürelerin karşılıklı olarak tanınmasını ve birleştirilmesini sağlayan ikili ve çok taraflı sosyal güvenlik sözleşmeleri; ikincisi ise sözleşme bulunsun ya da bulunmasın, yurt dışında geçen süreleri prim ödeyerek Türk sistemine dâhil etme imkânı veren 3201 sayılı Kanun kapsamındaki yurt dışı hizmet borçlanmasıdır. Bu çalışmanın amacı, söz konusu iki aracı bir bütün olarak ele almak ve uygulamada en sık karşılaşılan sorunları yargı kararları ışığında çözümlemektir.
2. Anayasal ve Yasal Çerçeve
Yurt dışı emekliliğin hukuki dayanağı çok katmanlıdır. Anayasa’nın 62. maddesi devlete koruma ödevi yüklerken, 90. maddesi usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalara kanun hükmü tanımakta; temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalar ile kanunların çatışması hâlinde antlaşma hükmünün esas alınacağını öngörmektedir[2]. Sosyal güvenlik hakkı temel bir hak olduğundan, bir sosyal güvenlik sözleşmesi ile iç hukuk kuralının çatışması durumunda sözleşme hükmü öncelik kazanır. Bu hiyerarşi, yurt dışı emeklilik uyuşmazlıklarının çözümünde belirleyici bir başlangıç noktasıdır.
İç hukukta tabloyu tamamlayan başlıca düzenlemeler şunlardır: sosyal sigorta sisteminin çatı kanunu olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu; yurt dışı sürelerinin borçlanılmasını düzenleyen 3201 sayılı Kanun; bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin Tebliğ ve SGK genelgeleri ile Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerin onaylanmasına dair kanunlardır.
Yurt dışı borçlanması mevzuatı, tarihsel olarak önemli dönüm noktalarından geçmiştir. İlk düzenleme 1978 tarihli 2147 sayılı Kanun’dur; bu Kanun 1985 yılında yürürlüğe giren 3201 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır[3]. 2008 tarihli 5754 sayılı Kanun döviz esaslı borçlanma sisteminden vazgeçilmesi gibi köklü değişiklikler getirmiş; 2019 tarihli 7186 sayılı Kanun ise borçlanılan sürelerin statüsü ve kısmi aylığın tam aylığa çevrilmesi başta olmak üzere uygulamayı bugünkü hâline kavuşturmuştur[4]. Dolayısıyla, eski tarihli içtihatların güncel mevzuatla birlikte dikkatle okunması gerekir.
3. Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinin Niteliği ve Kapsamı
Türkiye, 2026 yılı itibarıyla 35 ülke ile yürürlükte olan ikili sosyal güvenlik sözleşmesine taraftır; ayrıca İspanya ve Portekiz ile sosyal güvenlik ilişkisi 1964 tarihli Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi (ASGS) üzerinden yürütülmektedir[5]. Sözleşmelerin tamamı malullük, yaşlılık ve ölüm (uzun vadeli) sigorta kollarını kapsarken, bir kısmı kısa vadeli sigorta kolları ile sağlık sigortasını da içermektedir. Aşağıdaki tabloda öne çıkan ülkeler ve sözleşme kapsamları örneklendirilmiştir.
| Ülke | Yürürlük | Kapsam | Öne çıkan özellik |
| Almanya | 01.11.1965 | Uzun + kısa vadeli + sağlık | En yoğun başvuru; ilk işe giriş tarihinin öne çekilmesi uygulaması |
| Hollanda | 01.02.1968 | Uzun + kısa vadeli + sağlık | Malullükte olayın tarihindeki mevzuat esas alınır |
| Fransa | 01.08.1973 | Uzun + kısa vadeli + sağlık | İsteğe bağlı sigorta ile çakışan süre borçlanılamaz |
| İngiltere | 01.06.1961 | Uzun vadeli | Yaşlılık/dul aylığında hizmet birleştirme ya da tek taraflı tercih hakkı |
| İsviçre | 01.01.1972 | Uzun vadeli | Prim transferi imkânı; isteğe bağlı çakışma yasağı |
| KKTC | 01.12.1988 | Uzun + kısa vadeli + sağlık + işsizlik | İşsizlik sigortasını da kapsayan geniş sözleşme |
| İtalya | 01.08.2015 | Uzun + kısa vadeli | Sağlık hükümleri henüz uygulamaya alınmamıştır |
| İran | 01.05.2023 | Uzun vadeli | Yürürlüğe giren en yeni sözleşmelerden biri |
Tablo 1. Seçilmiş sosyal güvenlik sözleşmeleri ve kapsamları (örnekleme; SGK verileri esas alınmıştır).
3.1. Sözleşmelerin Sağladığı Temel Haklar
Birbirinden bağımsız olarak müzakere edilmiş olmalarına rağmen sözleşmeler ortak bir hak çekirdeği üzerine kuruludur. Bu haklar uygulamada şu başlıklarda toplanır:
- Eşit işlem ilkesi: Akit taraf vatandaşları, diğer ülke mevzuatı karşısında o ülkenin vatandaşlarıyla hak ve yükümlülük bakımından eşit sayılır.
- Sigortalılık sürelerinin birleştirilmesi: Bir aylık hakkının doğup doğmadığının tespitinde her iki ülkede geçen süreler birlikte değerlendirilir.
- Sağlık ve aile yardımları: Sigortalı ve aile bireyleri diğer akit ülkede bulundukları sırada sağlık yardımlarından; çocuklar yurt dışında ya da Türkiye’de otursa dahi çocuk parasından yararlanır.
- Aylığa hak kazanma ve aylığın ihracı: Yaşlılık aylığı için gereken yaşı diğer ülkede tamamlayan sigortalıya aylık bağlanır; aylık sahibi ikametini diğer ülkeye taşısa bile aylığını almaya devam eder.
- Hak sahiplerinin korunması: Sigortalının ölümü hâlinde diğer ülkede oturan aile bireylerine dul-yetim aylığı bağlanır veya toptan ödeme yapılır.
- Tek mevzuat (mükerrer sigortalılığın önlenmesi): Kural, çalışılan ülke mevzuatına tabi olmaktır; aynı dönem için iki ülkede prim ödenmesi önlenir.
3.2. Tek Mevzuat İlkesinin İstisnaları
Çalışılan ülke mevzuatına tabi olma kuralının başlıca istisnası geçici görevlendirmedir. İş merkezi Türkiye’de bulunan bir işverence belirli bir işin görülmesi amacıyla akit ülkeye geçici olarak gönderilen işçi, o ülkede çalıştığı sürece sanki Türkiye’de çalışıyormuş gibi Türk mevzuatına tabi tutulur[6]. Uluslararası nakliyat işçileri, elçilik ve konsolosluk personeli ile akit ülke bayrağı taşıyan gemilerde çalışanlar da benzer biçimde gönderen ülke mevzuatına bağlı kalır. Bu istisnalar, kısa süreli görevlendirmelerde çifte prim yükünü ortadan kaldırmaya hizmet eder.
4. Sigortalılık Sürelerinin Birleştirilmesi
Hizmet birleştirme, yurt dışı emekliliğin teknik kalbidir. Bir akit tarafın mevzuatına göre aylık hakkı, kendi süreleri tek başına yeterli olmadığında, diğer akit ülkede geçen sürelerin eklenmesiyle doğuyorsa, ilgili kurum bu süreleri kendi mevzuatına göre geçmiş gibi dikkate alır. Birleştirmede uygulanan başlıca kurallar şunlardır:
- Aynı zamana rastlamama: Çakışan (eş zamanlı) süreler tek kez sayılır; aynı döneme ilişkin yurt içi ve yurt dışı süre birlikte değerlendirilemez.
- Üçüncü ülke süreleri: İki ülke sürelerinin birleştirilmesi yine de yetersiz kalırsa, her iki tarafın da sözleşmesi bulunan üçüncü bir ülkedeki süreler de aynı zamana rastlamamak koşuluyla eklenebilir.
- Gün esası: Türk mevzuatı bakımından bir ay 30 gün, bir yıl 360 gün olarak hesaplanır[7].
- İlk işe giriş tarihi: Bazı sözleşmelerde, sigortalının yurt dışında ilk defa çalışmaya başladığı tarih, Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.
Bu kuralların en pratik sonucu, ilk işe giriş tarihinin geriye çekilmesidir. Türkiye’de emeklilik yaşı büyük ölçüde sigortalılığın başladığı tarihe bağlı olduğundan, yurt dışındaki ilk çalışmanın 08.09.1999 öncesine taşınması, kişiyi çok daha avantajlı bir yaş ve prim rejimine tabi kılabilir. Bu nedenle ilk işe giriş tarihi, uygulamada en çok ihtilaf doğuran konuların başında gelir.
5. Sözleşme (Kısmi) Aylığın Hesaplanması
Aylığın hesabında belirleyici olan, sigortalının yalnız kendi ülke süreleriyle aylığa hak kazanıp kazanamadığıdır. Eğer kişi birleştirmeye gerek kalmadan kendi süreleriyle aylığa hak kazanıyorsa, kurum aylığı sadece kendi mevzuatına göre geçen süreler üzerinden (bağımsız/otonom aylık) hesaplar. Hak yalnızca birleştirme sayesinde doğuyorsa, kısmi (sözleşme / orantılı) aylık yöntemi uygulanır[8]. Bu yöntem iki adımdan oluşur:
- Nazari tutar: Her iki ülkede geçen tüm süreler, yalnızca kurumun kendi mevzuatına göre geçmiş gibi kabul edilerek aylık hesaplanır.
- Fiili tutar: Nazari tutar, kurumun kendi mevzuatına göre geçen sürenin toplam birleştirilmiş süreye oranıyla çarpılır. Bulunan rakam, o ülkenin ödeyeceği sözleşme aylığıdır.
Aşağıdaki tablo, bu mantığı tek tarafın (Türkiye’nin) bakış açısından sayısal olarak göstermektedir. Örnekte sigortalının yurt içinde 3.600, akit ülkede 5.400 olmak üzere toplam 9.000 günü bulunmaktadır.
| Adım | Değer | Açıklama |
| Türkiye’de geçen süre | 3.600 gün | Yurt içi prim ödeme gün sayısı |
| Akit ülkede geçen süre | 5.400 gün | Birleştirmeye konu yurt dışı süre |
| Toplam birleştirilmiş süre | 9.000 gün | İki ülke süresi toplamı |
| Nazari aylık (varsayım) | 20.000 TL | Tüm süre Türkiye’de geçmiş kabul edilir |
| Orantı (Türkiye payı) | 3.600 / 9.000 = %40 | Kendi süresinin toplam içindeki payı |
| Fiili (sözleşme) aylık | 8.000 TL | 20.000 TL × %40 |
Tablo 2. Kısmi (orantılı) aylık hesabının basitleştirilmiş örneği. Tutarlar açıklayıcı niteliktedir; gerçek hesaplama 5510 sayılı Kanun’un aylık bağlama formüllerine göre yapılır.
Sözleşmelerin bir kısmı bu genel yöntemden ayrılır. Örneğin Türkiye-İngiltere Sözleşmesi’nde sigortalı, hizmet birleştirme ile orantılı aylık ile tek taraflı (yalnız bir ülke süresine dayalı) aylık arasında tercih yapabilir. Hollanda, İsviçre, Fransa ve Danimarka sözleşmelerinde malullük aylığı, malullüğe yol açan iş göremezliğin doğduğu tarihte tabi olunan mevzuata göre sağlanır. Norveç Sözleşmesi’nde ise ölüm aylığı tek taraflı olarak ölümün gerçekleştiği ülkece bağlanır. Bu farklılıklar, dosya bazında doğru sözleşme hükmünün belirlenmesini zorunlu kılar.
6. Yurt Dışı Hizmet Borçlanması (3201 sayılı Kanun)
Sözleşmeler kazanılmış süreleri tanırken, 3201 sayılı Kanun yurt dışında geçen süreleri prim ödeyerek Türk sistemine kazandırma imkânı verir. Önemli bir nokta, borçlanmanın akit ülke şartına bağlı olmamasıdır: sözleşme bulunsun ya da bulunmasın, yurt dışında geçen süreler bu Kanun’a göre borçlanılabilir. Borçlanmanın temel koşulları aşağıda özetlenmiştir.
| Koşul / Unsur | İçerik |
| Vatandaşlık | Borçlanma anında Türk vatandaşı olmak ya da doğumla Türk vatandaşı olup çıkma izniyle vatandaşlığı kaybedenler (mavi kartlılar). Çifte vatandaşlar da borçlanabilir. |
| Borçlanılabilen süreler | 18 yaş sonrası yurt dışında geçen sigortalılık (çalışma) süreleri; bu süreler arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri; ev kadını olarak geçen süreler. |
| Belgelendirme | Sözleşmeli ülkelerde ilgili sigorta kurumu belgesi veya Türk temsilciliği hizmet belgesi; sözleşmesiz ülkelerde Türk temsilciliği hizmet belgesi. |
| Başvuru | Islak imzalı talep dilekçesiyle yazılı başvuru; e-posta veya faksla başvuru geçersizdir. Yurt dışından da başvurulabilir. |
| Maliyet | Seçilen prime esas günlük kazancın %45’i. 2026 için günlük alt sınır 495,45 TL, üst sınır 4.459,05 TL. |
| Ödeme süresi | Tahakkuk eden borcun tebliğden itibaren 3 ay içinde ödenmesi gerekir; kısmi ödeme mümkündür. |
| Statü | 01.08.2019’dan itibaren borçlanılan süreler 4/1-(b) (Bağ-Kur) kapsamında sayılır. |
Tablo 3. 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı borçlanmasının koşulları.
6.1. Borçlanılamayan Süreler
Her yurt dışı süre borçlanmaya elverişli değildir. Başlıca borçlanılamayan süreler; 18 yaş doldurulmadan önceki süreler, Türk vatandaşlığının kazanılmasından önce veya kaybedilmesinden sonraki süreler, Türkiye’deki sigortalılık süreleriyle çakışan süreler, ülkemizde tam aylık bağlananların aylık öncesi süreleri ile 5510 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında geçici görevli geçen sürelerdir. Ayrıca kısmi aylık bağlananların, bu süreler arasında ve sonrasında kalan işsizlik ve ev kadınlığı süreleri de borçlanılamaz.
6.2. Borçlanma Tutarının Hesabı
Borçlanma bedeli, seçilen günlük kazancın %45’i ile borçlanılan gün sayısının çarpımıdır[9]. 2026 yılında en düşük tutar üzerinden hesap şu şekildedir:
| Tutar / Adet | Sonuç | |
| Borçlanılacak gün sayısı | 5.000 gün | — |
| Günlük borçlanma (alt sınır) | 495,45 TL | 1.101,00 TL × %45 |
| Toplam borç | 2.477.250 TL | 5.000 × 495,45 TL |
| Üst sınırdan günlük | 4.459,05 TL | 9.909,00 TL × %45 |
Tablo 4. 2026 yılı yurt dışı borçlanma tutarı örneği (SGK 2026 alt/üst sınırları esas alınmıştır).
Sigortalı, alt ve üst sınır arasında dilediği günlük kazancı seçebilir. Yüksek kazançtan borçlanmak hem aylık bağlama oranını hem de bağlanacak aylık tutarını yükseltir; ancak getireceği maliyet ile sağlayacağı aylık artışı dosya bazında karşılaştırılmalıdır.
6.3. Kısmi Aylığın Tam Aylığa Çevrilmesi
Sözleşme uyarınca kısmi (orantılı) aylık almakta olanlar, akit ülkede geçen sürelerini 3201 sayılı Kanun’a göre borçlanarak aylıklarını tam aylığa dönüştürebilir. 7186 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeye göre, borcun tamamı ödendiğinde kısmi aylık, ödemeyi takip eden ay başından itibaren ve kısmi aylığın başlangıç tarihi esas alınarak tam aylığa çevrilir[10]. Bu mekanizma, hâlihazırda kısmi aylık alan yurt dışı emeklileri için aylık tutarını yükselten en pratik yoldur.
Borçlanılan sürelerin statüsü de tutar üzerinde belirleyicidir. 01.08.2019’dan itibaren yapılan borçlanmalar, önceki statüye bakılmaksızın 4/1-(b) (Bağ-Kur) kapsamında değerlendirilmektedir[11]. Bu kuralın aylık bağlama yaşı ve aylık tutarı üzerindeki etkisi, başvurudan önce mutlaka incelenmelidir.
7. Kesin Dönüş Şartı ve Aylığın Kesilmesi
Borçlanmanın kendisi için yurda dönüş aranmaz; ancak borçlanma sonrasında aylık bağlanabilmesi için kesin dönüş şartı gündeme gelir. Kesin dönüş, ülkeyi bir daha dönmemek üzere terk etmek anlamına gelmez. Kanun bakımından kesin dönüş; kısa süreli çalışmalar hariç olmak üzere yurt dışındaki çalışmanın sona ermesini ve bulunulan ülkeden ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alınmamasını ifade eder[12]. Önemle belirtmek gerekir ki kesin dönüş yalnızca sigortalının kendi aylık talepleri için aranır; hak sahiplerinin (dul-yetim) aylık taleplerinde böyle bir koşul bulunmaz.
Aylık bağlandıktan sonra da yükümlülükler sürer. Aylık sahibi yeniden yabancı ülke mevzuatına tabi çalışmaya başlar veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başlarsa aylığı kesilir; bu durum sona erdiğinde yazılı talep üzerine aylık yeniden bağlanır. Ayrıca yurt dışında altı aydan uzun süre kalanların, bu sürenin sonundan itibaren belirli bir süre içinde yoklama belgesi vermeleri gerekir. Bu kurallara aykırılık, yersiz ödenen aylıkların geri istenmesine yol açabilir.
8. Yargıtay Kararları Işığında Tartışmalı Konular
Yurt dışı emeklilik, hem yabancı hem de yerli mevzuatı ilgilendirdiğinden zengin bir içtihat birikimine sahiptir. Aşağıdaki tablo, uygulamayı yönlendiren bazı temel kararları özetlemektedir.
| Karar | Belirlenen ilke |
| Yargıtay 10. HD, 06.05.2010, E. 2009/869, K. 2010/6691 | İzinle Türk vatandaşlığından çıkan kişiler, yalnızca vatandaşlıklarını kaybetmeden önce yurt dışında geçen sürelerini borçlanabilir. |
| Yargıtay 10. HD, 14.02.2012, E. 2010/16861, K. 2012/2152 | Sözleşme uygulanarak kendisine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri, aylığı bağlayan sosyal güvenlik kuruluşunca sonuçlandırılır. |
| Yargıtay 21. HD, 26.11.2015, E. 2015/18692, K. 2015/21119 | Borçlanma sonrası aylık bağlanabilmesi için yurda kesin dönüş zorunludur; yurt dışında çalışma veya ikamete dayalı yardım sürerken aylık bağlanamaz. |
| Yargıtay HGK, 06.04.2016, E. 2014/454, K. 2016/481 | Almanya’da mesleki eğitim nedeniyle ödenen zorunlu primler, Türkiye-Almanya Sözleşmesi’nin uzun vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilir. |
| Yargıtay HGK, 16.09.2021, E. 2018/1092, K. 2021/1015 | Borcun kısmen ödenmesi hâlinde, hizmet cetvelindeki son tarihten geriye doğru ödenen güne karşılık gelen süre borçlanılmış sayılır. |
Tablo 5. Yurt dışı emeklilik uygulamasını yönlendiren seçilmiş Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu kararları.
8.1. Kararların Değerlendirilmesi
Vatandaşlık koşuluna ilişkin içtihat istikrarlıdır: Yargıtay, 3201 sayılı Kanun’un istisnai niteliğini vurgulayarak hükmü dar yorumlamakta ve vatandaşlık kaybından sonraki süreleri borçlanma dışında tutmaktadır[13]. Buna karşılık, vatandaşlık kaybından önceki sürelerin kazanılmış hak olarak korunduğunu kabul etmektedir.
Kesin dönüş konusundaki kararlar da nettir. Yüksek Mahkeme, aylık bağlama için yurda kesin dönüşü zorunlu görmekte; yurt dışında çalışmanın veya ikamete dayalı bir yardımın devam ettiği hâllerde aylık bağlanamayacağını istikrarla belirtmektedir[14]. Kısmi aylığı bağlayan kurumun borçlanmayı sonuçlandıracağına ilişkin içtihat ise yetki uyuşmazlıklarını gidermektedir[15].
Hukuk Genel Kurulu kararları ise teknik ayrıntılarda yön göstericidir. Almanya’daki mesleki eğitim primlerinin sözleşmenin uzun vadeli kolları kapsamında sayılması[16], birleştirmeye konu sürelerin kapsamını genişletirken; kısmi ödemede sürenin son tarihten geriye doğru hesaplanması[17], borçlanma tutarı ile karşılığında kazanılan sürenin nasıl eşleştirileceğini açıklığa kavuşturmaktadır.
9. Karşılaştırmalı Senaryo
İki aracın pratik farkını somutlaştırmak için aynı kişinin iki farklı yol izlemesini varsayalım. Almanya’da uzun yıllar çalışmış, Türkiye’de hiç sigortalılığı bulunmayan bir vatandaş; (A) yalnızca sözleşmeden yararlanarak Almanya süresine dayalı kısmi aylık almayı, ya da (B) Türkiye’de aylık almak amacıyla 3201 sayılı Kanun’a göre borçlanmayı seçebilir.
| Ölçüt | A) Yalnız sözleşme | B) 3201 borçlanması |
| Ön koşul | Akit ülkede yeterli sigortalılık | Türk vatandaşlığı + belgelenebilir süre |
| Maliyet | Ek prim maliyeti yok | Seçilen kazancın %45’i üzerinden borç |
| Aylığı ödeyen | Akit ülke kurumu (orantılı) | SGK (Türk mevzuatına göre) |
| Kesin dönüş | Aranmaz | Aylık için aranır |
| Tipik tercih nedeni | Türk sisteminde aylık hedefi yoksa | Türkiye’den (ve daha erken) aylık hedefi varsa |
Tablo 6. Sözleşme yolu ile yurt dışı borçlanması yolunun karşılaştırması (temsilî).
Görüldüğü üzere iki araç birbirinin alternatifi olduğu kadar tamamlayıcısıdır da. Sözleşme, kazanılmış yurt dışı süreyi maliyetsiz biçimde tanır; borçlanma ise bu süreyi Türk sistemine taşıyarak Türkiye’den ve çoğu zaman daha erken bir aylık imkânı yaratır. Doğru tercih, kişinin yaşına, yurt içi-yurt dışı gün dağılımına, hedeflediği aylık tutarına ve kesin dönüş yapıp yapamayacağına göre değişir.
10. Sonuç ve Değerlendirme
Yurt dışı emeklilik, anayasal bir koruma ödevinin sosyal güvenlik sözleşmeleri ve 3201 sayılı Kanun aracılığıyla somutlaştığı, teknik yoğunluğu yüksek bir alandır. Sözleşmeler eşit işlem, sürelerin birleştirilmesi ve aylığın ihracı gibi haklarla kazanılmış süreleri korurken; yurt dışı borçlanması, bu sürelerin Türk sistemine kazandırılmasına ve çoğu kez daha erken bir emekliliğe imkân tanımaktadır.
Uygulamada başarı, üç hususun titizlikle yönetilmesine bağlıdır. Birincisi, dosyaya uygulanacak doğru sözleşme hükmünün ve aylık hesap yönteminin (bağımsız ya da orantılı aylık) belirlenmesidir. İkincisi, borçlanma kararının maliyet-fayda analizine dayandırılması; özellikle borçlanılan sürenin 4/1-(b) statüsünde sayılmasının ve seçilen prime esas kazancın etkisinin önceden hesaplanmasıdır. Üçüncüsü ise kesin dönüş ve aylığın kesilmesine ilişkin kuralların, sonradan doğacak borç ve ceza risklerini önleyecek biçimde gözetilmesidir.
Mevzuatın 7186 sayılı Kanun ile gelişen yapısı ve Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, alanın giderek öngörülebilir hâle geldiği söylenebilir. Bununla birlikte, her dosyanın en az iki ülke mevzuatını ilgilendiren kendine özgü niteliği, uzman değerlendirmesini ve güncel mevzuat takibini vazgeçilmez kılmaktadır.
KAYNAKÇA
Mevzuat
- 1982 Anayasası, m.62 ve m.90.
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (özellikle m.10, m.53 ve m.82).
- 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun, RG 22.05.1985, S. 18761.
- 2147 sayılı Kanun (3201 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır).
- 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (2008).
- 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, RG 19.07.2019, S. 30836 (Mükerrer).
- Yurt Dışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Tebliğ.
- 04.1964 tarihli Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi (ASGS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ikili sosyal güvenlik sözleşmeleri.
Yargı Kararları
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.09.2021, E. 2018/1092, K. 2021/1015.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.04.2016, E. 2014/454, K. 2016/481.
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 26.11.2015, E. 2015/18692, K. 2015/21119.
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 03.03.2016, E. 2015/21151, K. 2016/3490.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 05.10.2015, E. 2015/13917, K. 2015/15767.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 14.02.2012, E. 2010/16861, K. 2012/2152.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 06.05.2010, E. 2009/869, K. 2010/6691.
Diğer Kaynaklar
- Sosyal Güvenlik Kurumu, “Sosyal Güvenlik Sözleşmeleri”, www.sgk.gov.tr.
- Sosyal Güvenlik Kurumu, “Yurt Dışı Borçlanması İşlemleri” ve “Yurtdışı Aylık İşlemleri”, www.sgk.gov.tr.
- Sosyal Güvenlik Kurumu, 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı borçlanma işlemlerine ilişkin Genelge (2019).
- Sosyal Güvenlik Dergisi, “3201 Sayılı Kanun’a Göre Yapılacak Yurt Dışı Hizmet Borçlanmasında Aylık Bağlama Koşulları”.
[1]1982 Anayasası m.62: Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının sosyal güvenliklerinin sağlanması için gereken tedbirleri alır.
[2]1982 Anayasası m.90/son fıkra: Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir; temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hüküm içermesi hâlinde antlaşma hükümleri esas alınır.
[3]3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun, RG 22.05.1985, S. 18761. Kanun, 1978 tarihli 2147 sayılı Kanun’un yerini almıştır.
[4]7186 sayılı Kanun, RG 19.07.2019, S. 30836 (Mükerrer); 3201 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler 01.08.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
[5]SGK, “Sosyal Güvenlik Sözleşmeleri”, www.sgk.gov.tr (Erişim: 2026). Yürürlükteki ikili sözleşme sayısı 35’tir; İspanya ve Portekiz ile ilişki 16.04.1964 tarihli Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi (ASGS) üzerinden yürütülmektedir.
[6]5510 sayılı Kanun m.10 ve sözleşmelerin “mevzuatın tayini” hükümleri; geçici görevle gönderilenler bakımından gönderen ülke mevzuatının uygulanması esası.
[7]Birleştirmede Türk mevzuatına göre bir ay 30, bir yıl 360 gün kabul edilir; süreler aynı zamana rastlamamak kaydıyla birleştirilir.
[8]Kısmi (sözleşme/orantılı) aylık: nazari tutar üzerinden, ilgili ülke mevzuatına göre geçen sürenin toplam süreye oranı kadar fiili tutarın belirlenmesi yöntemi.
[9]3201 sayılı Kanun m.4. Borçlanma tutarı, 5510 sayılı Kanun m.82’deki prime esas asgari ve azami günlük kazanç arasında seçilen tutarın %45’idir. 2026 yılı için günlük alt sınır 495,45 TL, üst sınır 4.459,05 TL’dir (SGK).
[10]3201 sayılı Kanun m.5 (7186 sayılı Kanun ile değişik). Kısmi aylık alanlar, borcun tamamını ödemeleri hâlinde, ödemeyi takip eden ay başından ve kısmi aylığın başlangıç tarihi esas alınarak tam aylığa geçer.
[11]01.08.2019 tarihinden itibaren yapılan borçlanmalar, talep tarihindeki sigortalılık statüsüne bakılmaksızın 5510 sayılı Kanun m.4/1-(b) (Bağ-Kur) kapsamında değerlendirilir.
[12]3201 sayılı Kanun m.6 ve ilgili Tebliğ. Kesin dönüş; yurt dışı çalışmanın sona ermesi ile ikamete dayalı sosyal sigorta/sosyal yardım ödeneği alınmaması anlamına gelir; ülkeyi terk şartı değildir. Aylık bağlandıktan sonra yeniden yabancı ülke mevzuatına tabi çalışma veya ikamete dayalı ödenek alınması hâlinde aylık kesilir.
[13]Yargıtay 10. HD, 06.05.2010, E. 2009/869, K. 2010/6691.
[14]Yargıtay 21. HD, 26.11.2015, E. 2015/18692, K. 2015/21119; aynı yönde Yargıtay 10. HD, 05.10.2015, E. 2015/13917, K. 2015/15767.
[15]Yargıtay 10. HD, 14.02.2012, E. 2010/16861, K. 2012/2152.
[16]Yargıtay HGK, 06.04.2016, E. 2014/454, K. 2016/481.
[17]Yargıtay HGK, 16.09.2021, E. 2018/1092, K. 2021/1015.
İş ve Sosyal Güvenlik Hizmetleri Direktörü


